Felsefî bakış açısından, danışmanlık yalnızca bir sorun çözme yöntemi değil, aynı zamanda bir kendini bilme ve yaşamı anlamlandırma sürecidir.
Felsefi Danışmanlık Derneği, farklı disiplinlerden gelen kurucularıyla, felsefenin insan yaşamına sunduğu rehberliği yeniden gündeme taşımayı amaçlayan bir girişim olarak kurulmuştur. Derneğin başkanlığını Prof. Dr. Mustafa Çevik yürütmekle beraber kurucuları arasında psikoterapi, psikoloji, genetik, iş insanları, tıp, ilahiyat ve felsefe gibi çeşitli alanlardan uzmanlar yer almaktadır. Derneğin misyonu, felsefenin insan yaşamındaki önemli rolünü vurgulayarak bu kadim bilgeliği insanlığın hizmetine sunup günlük yaşama yeniden entegre etmeyi sağlamaktır.
Antik Yunan’dan bu yana insan düşüncesi ve yaşamında derin etkiler yaratan felsefenin, yalnızca akademik tartışmalarla sınırlı kalmaması gerektiğine inanan dernek, her bireyin felsefi düşünceyi günlük hayatında kullanabileceği bir ortam yaratmayı hedeflemektedir. Felsefi Danışmanlık Derneği, yaşam rehberliğinin yalnızca psikoloji ve yaşam koçlarına bırakılmasının bir haksızlık olduğunu savunarak, felsefi danışmanlığı bu alandaki etkin bir alternatif olarak sunmayı amaçlıyor. Dernek, bireylerin yaşamın karmaşıklıklarıyla başa çıkmalarına ve daha anlamlı bir yaşam sürmelerine yardımcı olacak çalışmalar yürüterek, felsefenin pratik bir araç olarak kullanılmasını teşvik etmektedir.
Danışan, sorular sorarak kendi inançlarını, değerlerini ve önceliklerini gözden geçirir; danışman ise sorgulamayı, analitik düşünmeyi ve eleştirel bakışı teşvik eder. Böylece birey, pasif bir şekilde yaşamak yerine, kendi yaşamının sorumluluğunu üstlenir ve anlamlı bir yönelim geliştirir.
Felsefî danışmanlık, modern anlamıyla, bireylerin hayatın çeşitli alanlarında karşılaştıkları değer çatışmaları, anlam boşlukları ve etik ikilemlerle başa çıkmalarına yardımcı olma ihtiyacından doğmuştur. İnsan, teknolojinin ve toplum yapılarının hızla değiştiği çağlarda, yalnızca pratik bilgi ve psikolojik destekle yetinemediğini fark etmiş, yaşamın derin anlamını sorgulamak ve kendi değerleriyle uyumlu seçimler yapmak istemiştir. Bu noktada felsefî danışmanlık, bireye yaşam felsefesini keşfetme, düşünsel özgürlüğünü güçlendirme ve bilinçli kararlar alma yollarını sunar.
Felsefî bakış açısından, danışmanlık yalnızca bir sorun çözme yöntemi değil, aynı zamanda bir kendini bilme ve yaşamı anlamlandırma sürecidir.
Özetle, felsefî danışmanlığa gereksinim, insanın anlam, değer ve etik arayışının bir ürünüdür. Tarih boyunca ortaya çıkan bu gereksinim, bireyin kendi içsel rehberliğini geliştirmesi, yaşamını bilinçli bir felsefî bakışla yönlendirmesi ve dünyayla uyum içinde var olabilmesi için vazgeçilmez bir araç hâline gelmiştir. Bu yaklaşım, yalnızca bireysel tatmin sağlamaz, aynı zamanda toplumsal bilinç ve etik sorumluluk geliştirilmesine de katkıda bulunur.
Felsefî Danışmanlık Hizmeti Sunan Danışmanın Kendisi Açısından ISO 31000 Çerçevesinde Risk Analizi:
Odak: Bireysel, mesleki, etik, psikolojik ve stratejik risklerdir.
Felsefî Danışman – Bireysel Risk Analizi
1.Bağlamın Oluşturulması (Context Establishment)
Amaç: Danışana güvenli, etik ve etkili hizmet sunarak mesleki itibarı ve etik standartları koruyup psikolojik dayanıklılığı ve sürdürülebilir danışmanlık pratiğini sağlamaktır.
Kapsam: Bireysel danışmanlık süreçleri, danışan ile etkileşimi ve vaka yönetimi, mesleki gelişim, eğitim ve süpervizyondur.
Paydaşlar: Birey ve kurumdan oluşan danışanlar, meslektaşlar, süpervizörler, mesleki birlikler ve eğitim kurumlarıdır.
2.Risklerin Belirlenmesi
A) Mesleki Riskler: Yanlış yönlendirme veya danışanın hatalı algılama riski, mesleki itibarın zarar görmesi, yetersiz vaka yönetimi veya deneyim eksikliğidir.
B) Etik Riskler: Danışanın gizliliğini ihlal etme, profesyonel sınırların aşılması, etik kurallara uymamadır.
C) Psikolojik Riskler: Danışanların duygusal yükünün danışmana yansıması, tükenmişlik ve stres, zihinsel yorgunluk veya karar verme zorlanmalarıdır.
D) Stratejik Riskler: Mesleki alanın yeterince tanınmaması, rekabet ve mesleki fırsat eksikliği, yeni risk alanlarına uyum sağlayamamadır.
3.Risk Analizi (Olasılık × Etki)
Risk, Olasılık, Etki, Risk Seviyesi
Yanlış yönlendirme, mesleki itibar kaybı, gizlilik ihlali, danışanın psikolojik yükü, tükenmişlik ve stres ile alanın tanınmamasıdır.
4.Risk Değerlendirmesi
Danışman, etik ve mesleki standartlara bağlı kaldığında riskler önemli ölçüde azaltılabilir. Psikolojik riskler, danışmanlık sürecinde süpervizyon, kişisel bakım ve sınır yönetimi ile yönetilebilir. Stratejik riskler, mesleğin tanıtımı, eğitim ve topluluk ağları ile minimize edilebilir.
5.Risk Tedavisi (Risk Treatment)
Kaçınma: Etik dışı ve deneyim dışı danışmanlık konularından kaçınmak gerekir.
Azaltma: Süpervizyon, vaka çalışmaları, etik eğitim ve kişisel bakım ile riskleri azaltabilir.
Transfer: Meslektaşlar ve profesyonel ağlar üzerinden sorumluluk ve bilgi paylaşımı ile risk transfer edilmiş olur.
Kabul: Danışanların karmaşık psikolojik tepkileri, doğal bir risk olarak kabul edilerek yönetilmelidir.
6.İzleme ve Gözden Geçirme
Danışan geri bildirimleri ve vaka sonuçları düzenli olarak takip edilerek mesleki etik ve standartlara uyum periyodik olarak gözden geçirilip psikolojik dayanıklılık, süpervizyon ve kişisel bakım planları ile gözden geçirilerek izlenmesi büyük yarar sağlar.
Sonuç:
Felsefî danışman için etik ve mesleki standartlar, risk yönetiminin temelidir. Psikolojik riskler, danışman kendini ihmal etmeden yönetilirken stratejik ve pazarlama riskleri, mesleğin sürdürülebilirliği için sürekli güncellenmelidir. ISO 31000 çerçevesi, bireysel danışman risklerini sistematik olarak analiz etme ve yönetme konusunda rehberlik sağlar.
